“Sessizliğin Ortasında Yükselen Çığlık”
Gece yine ağır…
Tarih, bir kez daha aynı acıyı yazmak ister gibi titriyor.
Bir çöl düşün… susuz, yalnız, terk edilmiş.
Bir de o çölün ortasında dimdik duran bir adam…
Adı Hüseyin.
Yalın ayak yürüyordu o yolları.
Çünkü hakikat, çoğu zaman ayakkabısız yürünür;
Çünkü adalet, çoğu zaman yalnız kalır.
O gün Kerbela’da sadece bir insan öldürülmedi.
Bir suskunluk başladı.
Ve o suskunluk, yüzyıllardır bitmedi.
Hüseyin’in karşısında sadece Yezid yoktu.
Asıl kalabalık, konuşmayanlardı.
Bakıp da görmeyenler, duyup da susanlar, bilen ama taraf olmayanlardı.
Ve Zeynep…
O çölün ortasında, yanan çadırların, susuz çocukların, kesilen başların arasında bir kadın duruyordu.
Sesi, tarihin en derin yerine kazındı.
Ama dünya yine kulaklarını kapattı.
Şimdi…
Yüzyıllar geçti.
Ama değişen ne oldu?
Bir başka coğrafyada yine duman yükseliyor.
Yine bombalar, yine sirenler, yine korkuyla büyüyen çocuklar…
Bir yanda ölüm, bir yanda yalnızlık.
Ve yine aynı soru:
Kim Hüseyin’in yanında?
Bugün, modern dünyanın ışıkları altında, teknolojinin, diplomasinin, büyük sözlerin arasında yine küçük bir hakikat saklanıyor: Zulüm değişiyor, ama suskunluk aynı kalıyor.
Bir ülke yanıyor…
Bir halk direniyor…
Birileri yine “izliyor.”
Sanki Kerbela hiç bitmemiş gibi.
Sanki o çöl, şehirlerin ortasına taşınmış gibi.
Ve yine Zeynepler var…
Bugün onların sesi televizyonlarda yankılanıyor ama kalplere çarpmadan kayboluyor.
Çünkü dünya artık daha kalabalık ama daha vicdansız.
Müslüman ülkeler…
Bir zamanlar aynı kıbleye dönenler, aynı kitabı okuyanlar, aynı peygamberin ümmeti olanlar…
Şimdi susuyor.
Tıpkı o gün olduğu gibi.
Hiç kimse açıkça Yezid olmuyor belki, ama çok kişi susarak onun safına geçiyor.
İşte en büyük acı da burada başlıyor.
Çünkü Hüseyin’i öldüren kılıçtan çok, onu yalnız bırakan kalabalıktır.
Bugün de…
Bir yerlerde bir çocuk susuz kalıyorsa, bir anne korkuyla göğe bakıyorsa, bir halk yalnız bırakılıyorsa-Orada Kerbela yeniden kuruluyordur.
Ve biz…
Ya Hüseyin’in tarafında olacağız ya da susarak tarihin utancına yazılacağız.
Çünkü bazı savaşlar sadece toprak için değildir.
Bazı savaşlar, insanın kendisiyle yaptığı hesaplaşmadır.
Ve her çağın bir Kerbela’sı vardır.
Ama her çağda Hüseyin kadar cesur olan çok azdır.