Bilmezse seni,
gözlerinde saklı sabahı,
yüreğinde taşıdığın o ince sızıyı bilmezse
bırak,
rüzgârın önüne savrulan yaprak kadar bile yer tutmasın hayatında.
Kıymetini ölçemeyen terazilerde
kendini tartma dostum.
Altın, çamura düşmekle değerinden eksilmez;
ama çamur, altına dokunmakla parlamaz.
Sevgini,
her kapıyı çalan bir dilenci gibi dağıtma.
Sevda, rastgele bırakılan bir gölge değil;
güneşi hak eden bir dağın omzunda doğar.
Hak etmeyene uzanan el,
en çok kendi bileğini incitir.
Dünya bir konak yeridir,
geceyi sabaha bağlayan ince bir iplik kadar kısa.
Hayat, kum saatinin içinde
avuçlarımızdan kayan taneler gibi sessiz ve acelecidir.
Bir bakmışsın,
yollar yine çağırır insanı;
bir bavul, bir sızı, bir umutla
düşersin gurbetin tozlu izlerine.
Kader,
nankör bir yüreğe cömert davranmaz dostum.
Kıymet bilmeyen,
kıymetin gölgesinde bile serinleyemez.
Ektiği hoyratlığı biçer gün gelir;
rüzgâr ektiğini fırtına olarak toplar.
Ahı alan,
gecenin en karanlık yerinde
kendi yankısına çarpar.
Yakasını bir araya getiremez;
çünkü adalet,
geciken ama şaşmayan bir güneş gibi
eninde sonunda doğar ufka.
Sen yine de
yüreğini karartma.
Sevmeni bilene sev,
kıymetini bilene kal.
Çünkü insan,
en çok kendine sadık kaldığında
yenilmez olur bu fani dünyada.
Mevlüt Bayraktar
14/02/2026 Siverek