SİVEREK BAZEN NEFES ALMALI: TAKORAN’DA ÜÇ GÜN

Siverek Belediyesi 22.09.2026 - 10:30, Güncelleme: 22.09.2026 - 10:30
 

SİVEREK BAZEN NEFES ALMALI: TAKORAN’DA ÜÇ GÜN

Yazarımız Mevlüt Bayraktar " Takoran Festivali'ni" yazdı
SİVEREK BAZEN NEFES ALMALI: TAKORAN’DA ÜÇ GÜN Değerli Siverekliler… Bazen bir şehrin bütün sorunlarını konuşmayı bırakıp, o şehrin güzel taraflarını da görmemiz gerekiyor. Çünkü Siverek dediğimiz yer yalnızca bitmeyen sorunlardan, tartışmalardan, eksikliklerden ve “Neden böyle?” sorularından ibaret değil. Siverek’in güzel hikâyeleri de var. Hem de anlatmaya değer çok güzel hikâyeleri… İşte onlardan biri, iki hafta sonra Takoran’da başlayacak. 9, 10 ve 11 Ekim’de Takoran’da üç günlük bir kültür ve doğa festivali düzenlenmesi planlanıyor. Üstelik bu kez mesele yalnızca bir günlük konser ya da birkaç etkinlikten ibaret değil. Kamp var. Karavan var. Kano var. Trekking var. Sportif balıkçılık var. Müzik var. Kültür var. Ve bütün bunların üzerinde Fırat’ın o eşsiz manzarası, Takoran’ın doğası ve Siverek’in kendine özgü hikâyesi var. Bence bu nedenle festivale yalnızca “üç günlük eğlence” olarak bakmamak gerekiyor. Çünkü bazı etkinlikler biter. Bazıları ise bir şehrin hafızasında kalır. Ben Takoran’ın böyle bir fırsat olduğunu düşünüyorum. SİVEREK’İN BİRAZ DA GÜZEL ŞEYLER KONUŞMAYA İHTİYACI VAR Siverek’i konuştuğumuzda genellikle ne konuşuyoruz? İl olmayı… İşsizliği… Yolları… Ekonomiyi… Siyaseti… Eksikleri… Haklı olarak bunları konuşuyoruz. Ama bir de dönüp kendimize sormamız gerekiyor: Peki biz bu şehrin güzel taraflarını ne kadar anlatıyoruz? Takoran’ı ne kadar anlatıyoruz? Fırat’ı ne kadar anlatıyoruz? Siverek’in tarihini, yemeklerini, müziğini, geleneklerini, insanlarını, taş evlerini, köylerini, hikâyelerini ne kadar anlatıyoruz? Belki de en büyük eksikliklerimizden biri budur. Biz Siverek’i çoğu zaman içeriden görüyoruz. Oysa dışarıdan bakan bir insan için Siverek bambaşka bir hikâye olabilir. Takoran Vadisi’nin doğal yapısı; kanyonları, şelaleleri, değirmeni, kaya mezarları ve Fırat kıyısındaki manzarasıyla zaten önemli bir turizm potansiyeline sahip. Biz ise bazen yanı başımızdaki güzelliğin farkına bile varmıyoruz. İnsan alışınca güzelliği de sıradanlaştırıyor. Belki festivalin en önemli taraflarından biri de budur: Bize kendi şehrimizi yeniden göstermek. İLK YAPILAN FESTİVALİ HATIRLAYANLAR VARDIR Siverek’te Takoran festivali denildiğinde geçmişte yapılan organizasyonları hatırlayanlar mutlaka vardır. Resul Yılmaz döneminde daha kapsamlı ve görkemli bir festival düzenlenmişti. Sonraki dönemlerde ise bu tür etkinlikler zaman zaman daha sınırlı kaldı, bazen bir güne sıkıştı, bazen de hiç yapılamadı. Şimdi yeniden üç günlük bir festival fikrinin ortaya çıkması bu açıdan önemli. Üstelik Siverek Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda da Takoran Kültür ve Doğa Festivali’nin düzenlenmesine yönelik hedef bulunuyor. Dolayısıyla bu etkinliği yalnızca bugünün bir organizasyonu olarak değil, Siverek’in kültür ve turizm politikası açısından da değerlendirmek gerekiyor. BU NOKTADA BAŞKAN ALİ MURAT BUCAK’A BİR TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ Eleştirdiğimiz kadar teşekkür etmeyi de bilmeliyiz. Beğenmediğimiz zaman söylemek ne kadar doğal ise, doğru ve güzel yapılan bir şeyi takdir etmek de o kadar doğaldır. Bu nedenle Siverek Belediye Başkanı Sayın Ali Murat Bucak’ı, Takoran’da üç günlük böyle bir organizasyonu yeniden gündeme taşıdığı için tebrik etmek gerekiyor. Çünkü bir belediye yalnızca asfalt yapan, kaldırım yapan, çöp toplayan bir kurum değildir. Belediye biraz da şehrin ruhuna dokunur. İnsanlara nefes alabilecekleri alanlar oluşturur. Şehrin hikâyesini dışarıya anlatır. Kültürünü görünür kılar. Turizmini hareketlendirir. İnsanlarını aynı sofrada, aynı meydanda, aynı manzaranın karşısında buluşturur. Bu açıdan bakıldığında Takoran Festivali’nin Siverek için yalnızca eğlence değil, aynı zamanda bir tanıtım ve şehir markalaşması fırsatı olduğunu düşünüyorum. TAKORAN SADECE TAKORAN DEĞİL Bunu özellikle söylemek istiyorum; Takoran’ı tanıtmak, yalnızca Takoran’ı tanıtmak değildir. Takoran’a gelen insan Siverek’e gelir. Siverek’te yemek yer. Siverek’in esnafıyla karşılaşır. Siverek’in çarşısını görür. Belki tarihi sokaklarını gezer. Belki Siverek kebabını, ciğerini, yöresel yemeklerini tadar. Belki peynirini, isotunu, yöresel ürünlerini satın alır. Belki Siverek’in insanıyla tanışır. Sonra memleketine döndüğünde: “Ben Siverek’e gittim.” der. İşte şehirlerin tanıtımı biraz da böyle olur. Bir afişle değil. Bir insanın hafızasında bıraktığınız izlenimle. FESTİVAL SADECE KONSERDEN İBARET OLMAMALI Ben bu festivalden biraz daha fazlasını bekliyorum. Takoran’ın yalnızca müziğiyle değil, Siverek’in kültürüyle de konuşulmasını istiyorum. Siverek’in geleneksel yemekleri tanıtılabilir. Yöresel kıyafetler sergilenebilir. Geleneksel el sanatları yaşatılabilir. Siverek’in eski fotoğraflarından bir sergi hazırlanabilir. Şehrin tarihini anlatan söyleşiler yapılabilir. Siverekli yazarlar ve araştırmacılar davet edilebilir. Gençler için fotoğraf yarışmaları düzenlenebilir. Takoran’ın doğal güzelliklerini anlatan belgesel gösterimleri yapılabilir. Çocuklar için doğa etkinlikleri hazırlanabilir. Köylerden gelen üreticilere stantlar açılabilir. Yöresel ürünler sergilenebilir. Ve belki de en önemlisi: Siverek’in hikâyesi anlatılabilir. Çünkü bizim en büyük zenginliklerimizden biri toprağın altında değil, hafızamızın içinde. BİR ŞEHİR KENDİ HİKÂYESİNİ ANLATMAYI BİLİYORSA YAŞAR Dünyanın birçok yerinde insanlar bazen küçücük bir köyü bile turizm merkezine dönüştürüyor. Bir taş ev… Bir göl… Bir köprü… Bir hikâye… Bir yemek… Bir festival… Bir efsane… Bazen bütün bunlar bir şehrin kaderini değiştirebiliyor. Bizim elimizde ise Fırat var. Takoran var. Tarihi var. Kültürü var. Gelenekleri var. Mutfak kültürü var. Müziği var. İnsan hikâyeleri var. Ve bütün bunların üzerine eklenebilecek koskoca bir Siverek hafızası var. Mesele sadece bunların var olması değil. Mesele bunları dünyaya anlatabilmek. BU FESTİVAL SİVEREK’E BİRAZ NEFES ALDIRSIN İnsan bazen gerçekten yoruluyor. Tartışmaktan yoruluyor. Birbirini eleştirmekten yoruluyor. Aynı sorunları konuşmaktan yoruluyor. Birbirimize kızmaktan yoruluyoruz. O yüzden üç günlüğüne de olsa başka bir şey konuşalım. Müziği konuşalım. Doğayı konuşalım. Fırat’ı konuşalım. Çocukların neşesini konuşalım. Gençlerin heyecanını konuşalım. Takoran’ın güzelliğini konuşalım. Siverek’in misafirperverliğini konuşalım. Birlikte eğlenelim. Birlikte yürüyelim. Birlikte türkü söyleyelim. Birlikte fotoğraf çekelim. Ve belki uzun zamandır yapmadığımız bir şeyi yapalım: Aynı güzelliğe bakıp aynı şeyi hissedelim. BU FESTİVAL HEPİMİZİN FESTİVALİ OLSUN Biz 9-10-11 Ekim geldiğinde Takoran’da yalnızca belirli kişileri de görmek istemiyoruz.   Siverek esnafını görmek istiyoruz. Siverek’in gençlerini görmek istiyoruz. Kadınlarını görmek istiyoruz. Çocuklarını görmek istiyoruz. Yazarlarını, gazetecilerini, sanatçılarını görmek istiyoruz. Siverek’in köylerinden gelen insanları görmek istiyoruz. Şehrin dışında yaşayan Sivereklilerin memleketlerine dönüp bu heyecana ortak olduğunu görmek istiyoruz. Çünkü bir şehri yalnızca belediyesi tek tanıtmaz. Bir şehri o şehirde yaşayan herkes tanıtır. Ondan dolayı Festivalin başarısı biraz da bizim ilgimize bağlı. Ne kadar sahiplenirsek, o kadar büyür. Ne kadar güzel anlatırsak, o kadar çok insan gelir. Ne kadar iyi ev sahipliği yaparsak, gelenler o kadar güzel hatıralarla döner. VE SONUNDA… Siverek’i sevmek sadece “Siverek il olsun” demek değildir. Siverek’i sevmek, onun güzel taraflarını da sahiplenmektir. Siverek’i sevmek Takoran’ı anlatmaktır. Fırat’ı korumaktır. Tarihi yaşatmaktır. Kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır. Esnafa sahip çıkmaktır. Gençlere alan açmaktır. Çocuklara güzel hatıralar bırakmaktır. Ve bazen hiçbir hesap yapmadan, sadece memleketin güzelliğine sevinmektir. Bu nedenle ben 9 Ekim’i şimdiden heyecanla bekliyorum. Umarım üç gün boyunca Takoran’ın gökyüzü müzikle, Fırat’ın kıyıları insan sesleriyle, çocukların yüzleri gülümsemeyle dolar. Umarım bu festival yalnızca üç gün sürmez. Etkisi üç günden çok daha uzun sürer. Umarım Takoran, Siverek’in turizm yolculuğunda bir başlangıç olur. Umarım bundan sonra daha çok kültür etkinliği, daha çok sanat organizasyonu, daha çok doğa etkinliği yapılır. Umarım Siverek yalnızca sorunlarıyla değil, güzellikleriyle de Türkiye’nin gündemine gelir. Ve en önemlisi… Umarım üç günün sonunda hepimiz eve dönerken içimizden aynı cümleyi geçiririz: “Meğer bizim Siverek’in ne kadar anlatılacak hikâyesi varmış…” Takoran festivalinde buluşmak dileğiyle…
Yazarımız Mevlüt Bayraktar " Takoran Festivali'ni" yazdı

SİVEREK BAZEN NEFES ALMALI: TAKORAN’DA ÜÇ GÜN

Değerli Siverekliler…

Bazen bir şehrin bütün sorunlarını konuşmayı bırakıp, o şehrin güzel taraflarını da görmemiz gerekiyor.

Çünkü Siverek dediğimiz yer yalnızca bitmeyen sorunlardan, tartışmalardan, eksikliklerden ve “Neden böyle?” sorularından ibaret değil.

Siverek’in güzel hikâyeleri de var.

Hem de anlatmaya değer çok güzel hikâyeleri…

İşte onlardan biri, iki hafta sonra Takoran’da başlayacak.

9, 10 ve 11 Ekim’de Takoran’da üç günlük bir kültür ve doğa festivali düzenlenmesi planlanıyor.

Üstelik bu kez mesele yalnızca bir günlük konser ya da birkaç etkinlikten ibaret değil.

Kamp var.

Karavan var.

Kano var.

Trekking var.

Sportif balıkçılık var.

Müzik var.

Kültür var.

Ve bütün bunların üzerinde Fırat’ın o eşsiz manzarası, Takoran’ın doğası ve Siverek’in kendine özgü hikâyesi var.

Bence bu nedenle festivale yalnızca “üç günlük eğlence” olarak bakmamak gerekiyor.

Çünkü bazı etkinlikler biter.

Bazıları ise bir şehrin hafızasında kalır.

Ben Takoran’ın böyle bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

SİVEREK’İN BİRAZ DA GÜZEL ŞEYLER KONUŞMAYA İHTİYACI VAR

Siverek’i konuştuğumuzda genellikle ne konuşuyoruz?

İl olmayı…

İşsizliği…

Yolları…

Ekonomiyi…

Siyaseti…

Eksikleri…

Haklı olarak bunları konuşuyoruz.

Ama bir de dönüp kendimize sormamız gerekiyor:

Peki biz bu şehrin güzel taraflarını ne kadar anlatıyoruz?

Takoran’ı ne kadar anlatıyoruz?

Fırat’ı ne kadar anlatıyoruz?

Siverek’in tarihini, yemeklerini, müziğini, geleneklerini, insanlarını, taş evlerini, köylerini, hikâyelerini ne kadar anlatıyoruz?

Belki de en büyük eksikliklerimizden biri budur.

Biz Siverek’i çoğu zaman içeriden görüyoruz.

Oysa dışarıdan bakan bir insan için Siverek bambaşka bir hikâye olabilir.

Takoran Vadisi’nin doğal yapısı; kanyonları, şelaleleri, değirmeni, kaya mezarları ve Fırat kıyısındaki manzarasıyla zaten önemli bir turizm potansiyeline sahip.

Biz ise bazen yanı başımızdaki güzelliğin farkına bile varmıyoruz.

İnsan alışınca güzelliği de sıradanlaştırıyor.

Belki festivalin en önemli taraflarından biri de budur:

Bize kendi şehrimizi yeniden göstermek.

İLK YAPILAN FESTİVALİ HATIRLAYANLAR VARDIR

Siverek’te Takoran festivali denildiğinde geçmişte yapılan organizasyonları hatırlayanlar mutlaka vardır.

Resul Yılmaz döneminde daha kapsamlı ve görkemli bir festival düzenlenmişti.

Sonraki dönemlerde ise bu tür etkinlikler zaman zaman daha sınırlı kaldı, bazen bir güne sıkıştı, bazen de hiç yapılamadı.

Şimdi yeniden üç günlük bir festival fikrinin ortaya çıkması bu açıdan önemli.

Üstelik Siverek Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda da Takoran Kültür ve Doğa Festivali’nin düzenlenmesine yönelik hedef bulunuyor.

Dolayısıyla bu etkinliği yalnızca bugünün bir organizasyonu olarak değil, Siverek’in kültür ve turizm politikası açısından da değerlendirmek gerekiyor.

BU NOKTADA BAŞKAN ALİ MURAT BUCAK’A BİR TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ

Eleştirdiğimiz kadar teşekkür etmeyi de bilmeliyiz.

Beğenmediğimiz zaman söylemek ne kadar doğal ise, doğru ve güzel yapılan bir şeyi takdir etmek de o kadar doğaldır.

Bu nedenle Siverek Belediye Başkanı Sayın Ali Murat Bucak’ı, Takoran’da üç günlük böyle bir organizasyonu yeniden gündeme taşıdığı için tebrik etmek gerekiyor.

Çünkü bir belediye yalnızca asfalt yapan, kaldırım yapan, çöp toplayan bir kurum değildir.

Belediye biraz da şehrin ruhuna dokunur.

İnsanlara nefes alabilecekleri alanlar oluşturur.

Şehrin hikâyesini dışarıya anlatır.

Kültürünü görünür kılar.

Turizmini hareketlendirir.

İnsanlarını aynı sofrada, aynı meydanda, aynı manzaranın karşısında buluşturur.

Bu açıdan bakıldığında Takoran Festivali’nin Siverek için yalnızca eğlence değil, aynı zamanda bir tanıtım ve şehir markalaşması fırsatı olduğunu düşünüyorum.

TAKORAN SADECE TAKORAN DEĞİL

Bunu özellikle söylemek istiyorum; Takoran’ı tanıtmak, yalnızca Takoran’ı tanıtmak değildir.

Takoran’a gelen insan Siverek’e gelir.

Siverek’te yemek yer.

Siverek’in esnafıyla karşılaşır.

Siverek’in çarşısını görür.

Belki tarihi sokaklarını gezer.

Belki Siverek kebabını, ciğerini, yöresel yemeklerini tadar.

Belki peynirini, isotunu, yöresel ürünlerini satın alır.

Belki Siverek’in insanıyla tanışır.

Sonra memleketine döndüğünde:

“Ben Siverek’e gittim.” der.

İşte şehirlerin tanıtımı biraz da böyle olur.

Bir afişle değil.

Bir insanın hafızasında bıraktığınız izlenimle.

FESTİVAL SADECE KONSERDEN İBARET OLMAMALI

Ben bu festivalden biraz daha fazlasını bekliyorum.

Takoran’ın yalnızca müziğiyle değil, Siverek’in kültürüyle de konuşulmasını istiyorum.

Siverek’in geleneksel yemekleri tanıtılabilir.

Yöresel kıyafetler sergilenebilir.

Geleneksel el sanatları yaşatılabilir.

Siverek’in eski fotoğraflarından bir sergi hazırlanabilir.

Şehrin tarihini anlatan söyleşiler yapılabilir.

Siverekli yazarlar ve araştırmacılar davet edilebilir.

Gençler için fotoğraf yarışmaları düzenlenebilir.

Takoran’ın doğal güzelliklerini anlatan belgesel gösterimleri yapılabilir.

Çocuklar için doğa etkinlikleri hazırlanabilir.

Köylerden gelen üreticilere stantlar açılabilir.

Yöresel ürünler sergilenebilir.

Ve belki de en önemlisi:

Siverek’in hikâyesi anlatılabilir.

Çünkü bizim en büyük zenginliklerimizden biri toprağın altında değil, hafızamızın içinde.

BİR ŞEHİR KENDİ HİKÂYESİNİ ANLATMAYI BİLİYORSA YAŞAR

Dünyanın birçok yerinde insanlar bazen küçücük bir köyü bile turizm merkezine dönüştürüyor.

Bir taş ev…

Bir göl…

Bir köprü…

Bir hikâye…

Bir yemek…

Bir festival…

Bir efsane…

Bazen bütün bunlar bir şehrin kaderini değiştirebiliyor.

Bizim elimizde ise Fırat var.

Takoran var.

Tarihi var.

Kültürü var.

Gelenekleri var.

Mutfak kültürü var.

Müziği var.

İnsan hikâyeleri var.

Ve bütün bunların üzerine eklenebilecek koskoca bir Siverek hafızası var.

Mesele sadece bunların var olması değil.

Mesele bunları dünyaya anlatabilmek.

BU FESTİVAL SİVEREK’E BİRAZ NEFES ALDIRSIN

İnsan bazen gerçekten yoruluyor.

Tartışmaktan yoruluyor.

Birbirini eleştirmekten yoruluyor.

Aynı sorunları konuşmaktan yoruluyor.

Birbirimize kızmaktan yoruluyoruz.

O yüzden üç günlüğüne de olsa başka bir şey konuşalım.

Müziği konuşalım.

Doğayı konuşalım.

Fırat’ı konuşalım.

Çocukların neşesini konuşalım.

Gençlerin heyecanını konuşalım.

Takoran’ın güzelliğini konuşalım.

Siverek’in misafirperverliğini konuşalım.

Birlikte eğlenelim.

Birlikte yürüyelim.

Birlikte türkü söyleyelim.

Birlikte fotoğraf çekelim.

Ve belki uzun zamandır yapmadığımız bir şeyi yapalım:

Aynı güzelliğe bakıp aynı şeyi hissedelim.

BU FESTİVAL HEPİMİZİN FESTİVALİ OLSUN

Biz 9-10-11 Ekim geldiğinde Takoran’da yalnızca belirli kişileri de görmek istemiyoruz.  

Siverek esnafını görmek istiyoruz.

Siverek’in gençlerini görmek istiyoruz.

Kadınlarını görmek istiyoruz.

Çocuklarını görmek istiyoruz.

Yazarlarını, gazetecilerini, sanatçılarını görmek istiyoruz.

Siverek’in köylerinden gelen insanları görmek istiyoruz.

Şehrin dışında yaşayan Sivereklilerin memleketlerine dönüp bu heyecana ortak olduğunu görmek istiyoruz.

Çünkü bir şehri yalnızca belediyesi tek tanıtmaz.

Bir şehri o şehirde yaşayan herkes tanıtır.

Ondan dolayı Festivalin başarısı biraz da bizim ilgimize bağlı.

Ne kadar sahiplenirsek, o kadar büyür.

Ne kadar güzel anlatırsak, o kadar çok insan gelir.

Ne kadar iyi ev sahipliği yaparsak, gelenler o kadar güzel hatıralarla döner.

VE SONUNDA…

Siverek’i sevmek sadece “Siverek il olsun” demek değildir.

Siverek’i sevmek, onun güzel taraflarını da sahiplenmektir.

Siverek’i sevmek Takoran’ı anlatmaktır.

Fırat’ı korumaktır.

Tarihi yaşatmaktır.

Kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Esnafa sahip çıkmaktır.

Gençlere alan açmaktır.

Çocuklara güzel hatıralar bırakmaktır.

Ve bazen hiçbir hesap yapmadan, sadece memleketin güzelliğine sevinmektir.

Bu nedenle ben 9 Ekim’i şimdiden heyecanla bekliyorum.

Umarım üç gün boyunca Takoran’ın gökyüzü müzikle, Fırat’ın kıyıları insan sesleriyle, çocukların yüzleri gülümsemeyle dolar.

Umarım bu festival yalnızca üç gün sürmez.

Etkisi üç günden çok daha uzun sürer.

Umarım Takoran, Siverek’in turizm yolculuğunda bir başlangıç olur.

Umarım bundan sonra daha çok kültür etkinliği, daha çok sanat organizasyonu, daha çok doğa etkinliği yapılır.

Umarım Siverek yalnızca sorunlarıyla değil, güzellikleriyle de Türkiye’nin gündemine gelir.

Ve en önemlisi…

Umarım üç günün sonunda hepimiz eve dönerken içimizden aynı cümleyi geçiririz:

“Meğer bizim Siverek’in ne kadar anlatılacak hikâyesi varmış…”

Takoran festivalinde buluşmak dileğiyle…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habersiverek.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.