Sosyal Medyanın Zehirlediği Çocuklarımız

SİVEREK 11.02.2026 - 10:09, Güncelleme: 11.02.2026 - 10:12
 

Sosyal Medyanın Zehirlediği Çocuklarımız

Eğitimci Mehmet Sadık Kıran yazdı
                                    Sosyal Medyanın Zehirlediği Çocuklarımız        Günümüzde 4 yaşındaki bir çocuk da 17 yaşındaki bir genç de güne çoğu zaman aynı yerden başlıyor:  Sosyal medya. Parmaklar ekranı kaydırıyor, zihinler ise neyle karşılaştığını bile tam olarak fark edemeden etkileniyor. Oysa 4–17 yaş aralığı;  bireyin bilişsel gelişimi, kişilik, değer ve sosyal becerilerinin şekillendiği en kritik dönemdir.       Sosyal medyanın bu yaş grubundaki çocuklar ve gençler üzerindeki beli başlı en belirgin olumsuz etkileri şunlardır: ·  Dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü ·  Kimlik gelişimi ve özgüven sorunları (beğeni = değer algısı) ·  Siber zorbalık ve dijital şiddet ·  Gerçek sosyal ilişkilerin zayıflaması ·  Yaşına uygun olmayan içeriklere erken maruz kalma          Kısa videolar ve hızlı içerikler, akıp giden ekranlar, çocukların uzun süre bir konuya odaklanmasını zorlaştırıyor. Çocuklarda dikkat dağınıklığına ve öğrenme güçlüğüne sebep olurken okuma alışkanlığını zayıflatıp sabır gerektiren öğrenme süreçlerini çocuklar için giderek daha sıkıcı hale getiriyor.         Bir diğer olumsuz etki özgüven ve kimlik gelişimi ile ilgilidir. Bugün çocuklar kendilerini aynada değil, ekranda görüyor. Kim olduklarını, neye benzediklerini, ne kadar “değerli” olduklarını sosyal medyada aldıkları beğeni sayısıyla ölçüyorlar. Sosyal medya, çocuklara sürekli olarak şunu fısıldıyor: “Görünürsen varsın, beğenilirsen değerlisin.” Bu mesaj, özellikle kimliğini henüz inşa etmeye çalışan çocuklar ve gençler için son derece yıkıcı. Çünkü bu yaşlarda birey, kendini deneme-yanılma yoluyla tanır; hata yaparak ve farklılıklarını kabul ederek gelişir. Ayrıca sosyal medyada sürekli karşılarına çıkan “kusursuz” hayatlar, çocukların kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına neden oluyor. Beğeni ve takipçi sayısı, değer ölçütü hâline geliyor. Bu durum özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda yetersizlik duygusunu ve kaygıyı artırıyor. Bu durum çocukların kimlik gelişimini ve öz güveni zedeleyen ciddi bir sorundur. Dijital çağda siber zorbalık ise sosyal medyanın görünmeyen ama en yıpratıcı ve olumsuz etkilerinden biri. Hakaret, dışlanma ve alay artık okul koridorlarıyla sınırlı kalmayıp dijital ekranlarda vücut buluyor. Dijital şiddetin en tehlikeli yanı ise failin görünmez, mağdurun ise yalnız kalmasıdır Sosyal medya, çocuklara ve gençlere kalabalıklar içinde yalnız olmayı öğretiyor. Yüz yüze kurulan ilişkilerin yerini mesajlar, emojiler ve “görüldü” bildirimleri alıyor. Bu da gerçek bağları zayıflatıyor. Sosyal medya, çocukları yaşlarına uygun olmayan içeriklerle çok erken tanışmasına sebep oluyor. Şiddet, cinsellik, nefret dili ve riskli davranışlar; henüz ayırt etme becerisi gelişmemiş zihinlerde normalleşiyor. Bu erken maruziyet, çocukların değer algısını bozuyor ve gerçeklikle kurdukları bağı zedeliyor. En tehlikelisi ise çocukların “henüz hazır olmadıkları” bir dünyayla tek başına kalmasıdır.          Tüm bu olumsuzluklar bilindiğine göre sorumluluk yalnızca çocuklara, aileye, öğretmene, okula veya topluma yüklenemez. Çünkü dünya genelinde bir denetim mekanizmasının olmadığı gibi sadece 5-6 kişinin kurup yönlendirdiği algoritmalarla mümkün olduğunca çocukları, gençleri sosyal medyada daha fazla tutup daha fazla para kazanmaktır. Dolayısıyla bununla tek başına ne aile ne okul ne de toplum başa çıkamaz.          Peki, bununla nasıl başa çıkılabilir? Sosyal medya tamamen yasaklanmalı mı?  Belli bir yaşın altında mı yasaklanmalı? Bizde olduğu gibi dünyada da sosyal medyanın yasaklanması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Geçtiğimiz günlerde Avusturya 16 yaş altına sosyal medyayı yasaklayan yasal düzenlemeleri yaptı. Ayrıca İspanya, Fransa, Danimarka gibi ülkelerde yasaklamayla ilgili yasal düzenleme yapmak için hazırlık yapıyor. Bu konuda yapılması gereken çocuğun güvenliğini merkeze alan bir yasal düzenlemedir. Burada devletimize iş düşüyor.       Temennim, çok geç kalınmadan devletimizin bu konuyla ilgili yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmesidir. Mehmet Sadık Kıran  
Eğitimci Mehmet Sadık Kıran yazdı

                   

                Sosyal Medyanın Zehirlediği Çocuklarımız

       Günümüzde 4 yaşındaki bir çocuk da 17 yaşındaki bir genç de güne çoğu zaman aynı yerden başlıyor:  Sosyal medya. Parmaklar ekranı kaydırıyor, zihinler ise neyle karşılaştığını bile tam olarak fark edemeden etkileniyor. Oysa 4–17 yaş aralığı;  bireyin bilişsel gelişimi, kişilik, değer ve sosyal becerilerinin şekillendiği en kritik dönemdir.

      Sosyal medyanın bu yaş grubundaki çocuklar ve gençler üzerindeki beli başlı en belirgin olumsuz etkileri şunlardır:

·  Dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü

·  Kimlik gelişimi ve özgüven sorunları (beğeni = değer algısı)

·  Siber zorbalık ve dijital şiddet

·  Gerçek sosyal ilişkilerin zayıflaması

·  Yaşına uygun olmayan içeriklere erken maruz kalma

 

       Kısa videolar ve hızlı içerikler, akıp giden ekranlar, çocukların uzun süre bir konuya odaklanmasını zorlaştırıyor. Çocuklarda dikkat dağınıklığına ve öğrenme güçlüğüne sebep olurken okuma alışkanlığını zayıflatıp sabır gerektiren öğrenme süreçlerini çocuklar için giderek daha sıkıcı hale getiriyor.

        Bir diğer olumsuz etki özgüven ve kimlik gelişimi ile ilgilidir. Bugün çocuklar kendilerini aynada değil, ekranda görüyor. Kim olduklarını, neye benzediklerini, ne kadar “değerli” olduklarını sosyal medyada aldıkları beğeni sayısıyla ölçüyorlar. Sosyal medya, çocuklara sürekli olarak şunu fısıldıyor: “Görünürsen varsın, beğenilirsen değerlisin.” Bu mesaj, özellikle kimliğini henüz inşa etmeye çalışan çocuklar ve gençler için son derece yıkıcı. Çünkü bu yaşlarda birey, kendini deneme-yanılma yoluyla tanır; hata yaparak ve farklılıklarını kabul ederek gelişir. Ayrıca sosyal medyada sürekli karşılarına çıkan “kusursuz” hayatlar, çocukların kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına neden oluyor. Beğeni ve takipçi sayısı, değer ölçütü hâline geliyor. Bu durum özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda yetersizlik duygusunu ve kaygıyı artırıyor. Bu durum çocukların kimlik gelişimini ve öz güveni zedeleyen ciddi bir sorundur.

Dijital çağda siber zorbalık ise sosyal medyanın görünmeyen ama en yıpratıcı ve olumsuz etkilerinden biri. Hakaret, dışlanma ve alay artık okul koridorlarıyla sınırlı kalmayıp dijital ekranlarda vücut buluyor. Dijital şiddetin en tehlikeli yanı ise failin görünmez, mağdurun ise yalnız kalmasıdır

Sosyal medya, çocuklara ve gençlere kalabalıklar içinde yalnız olmayı öğretiyor. Yüz yüze kurulan ilişkilerin yerini mesajlar, emojiler ve “görüldü” bildirimleri alıyor. Bu da gerçek bağları zayıflatıyor.

Sosyal medya, çocukları yaşlarına uygun olmayan içeriklerle çok erken tanışmasına sebep oluyor. Şiddet, cinsellik, nefret dili ve riskli davranışlar; henüz ayırt etme becerisi gelişmemiş zihinlerde normalleşiyor. Bu erken maruziyet, çocukların değer algısını bozuyor ve gerçeklikle kurdukları bağı zedeliyor. En tehlikelisi ise çocukların “henüz hazır olmadıkları” bir dünyayla tek başına kalmasıdır.

         Tüm bu olumsuzluklar bilindiğine göre sorumluluk yalnızca çocuklara, aileye, öğretmene, okula veya topluma yüklenemez. Çünkü dünya genelinde bir denetim mekanizmasının olmadığı gibi sadece 5-6 kişinin kurup yönlendirdiği algoritmalarla mümkün olduğunca çocukları, gençleri sosyal medyada daha fazla tutup daha fazla para kazanmaktır. Dolayısıyla bununla tek başına ne aile ne okul ne de toplum başa çıkamaz.

         Peki, bununla nasıl başa çıkılabilir? Sosyal medya tamamen yasaklanmalı mı?  Belli bir yaşın altında mı yasaklanmalı? Bizde olduğu gibi dünyada da sosyal medyanın yasaklanması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Geçtiğimiz günlerde Avusturya 16 yaş altına sosyal medyayı yasaklayan yasal düzenlemeleri yaptı. Ayrıca İspanya, Fransa, Danimarka gibi ülkelerde yasaklamayla ilgili yasal düzenleme yapmak için hazırlık yapıyor. Bu konuda yapılması gereken çocuğun güvenliğini merkeze alan bir yasal düzenlemedir. Burada devletimize iş düşüyor.

      Temennim, çok geç kalınmadan devletimizin bu konuyla ilgili yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmesidir.

Mehmet Sadık Kıran

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habersiverek.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.