Siverek’te kabri bulunan Sahabeler
Siverek’te kabri bulunan Sahabeler
İşte o araştırmalar...
Hazreti Ömer döneminde Diyarbakır üzerine yapılan fetih seferinde, İyaz bin Ganem komutasındaki ordular Diyarbakır’a doğru yola çıktılar. Yapılan seferde kaleler fethedildi, Diyarbakır surlarına kadar ulaşıldı. Siverek de bu yol üzerindeydi. Siverek Kalesi’nin alınması sırasında bazı Sahabeler Siverek’te şehit düştü. Hazreti Cabir’in çocuklarından ikisi de İslam ordusu tarafından fethedilen Siverek’te medfundur.
Peki, kimdir Hazreti Cabir?
Hazreti Cabir, Medine Müdafaası olan Hendek Savaşı’nda yaşanan bir olayla tanınır. Medine’nin etrafına hendek kazarak savunmayı planlayan Müslümanlar, kuşatma altında kalan şehirde uzun süre açlık çekmişlerdi. Bu açlık neticesinde Sahabeler, Peygamber Efendimiz’in yanına gelerek: “Ya Resulallah, açlıktan karınlarımıza taş bağlayacak hale geldik” dediler. O dönemdeki ağır kuşatma ve ambargolar, Müslümanları bir lokma ekmek aramaya itmişti.
Hazreti Cabir (r.a.), Peygamber Efendimiz’i evine misafirliğe davet etti. Evinde küçük bir kuzusu olan Hazreti Cabir, bunu Allah, İslam ve Peygamber Efendimiz yolunda kurban etmek niyetindeydi. Peygamber Efendimiz bu kıymetli daveti kabul etti ve orada çalışan bütün Sahabelerle beraber Hazreti Cabir’in evine doğru hareket ettiler. Hazreti Cabir, yiyeceğin az olmasından dolayı endişeliydi; onlarca sahabe ve Peygamber Efendimiz’in nasıl doyacağını merak ediyordu. Evde kuzuyu kurbana hazırlamış, hanımı da kuzuyu pişirme derdindeydi. İki erkek evladı olan Hazreti Cabir’in çocukları, kuzuyla oynuyor, onunla ilgileniyor, onu çok seviyorlardı.
Büyük olan kardeş Cerrah baba, o sırada mescidden eve dönüyordu. Eve döndüğünde, kardeşi Koç Ali baba ona şöyle dedi: “Ağabeyim, babamız bugün çok sevdiğimiz kuzuyu kurban etti.” İkisi de çocuk olması hasebiyle yaşanan kurban olayını kendi aralarında birbirleri üzerinde denemeye başladılar. Adeta kardeş, abisinin elini ve ayağını bağladı, onu kesmeye başladı; abisine kurbanın nasıl kesildiğini saf ve çocuksu bir niyetle gösteriyordu.
Annesi, gelen seslerin ardından odaya girdiğinde olayı görünce feryat etmeye başladı. Çocuk bu durum karşısında yanlış yaptığını fark edince damdan dama kaçarken, ayağı ottan yapılmış bir çatıya girdi, yere düştü ve boynunu kırdı.
Hazreti Cabir ve eşi büyük bir teslimiyet ve Peygamber Efendimiz’e sadakat göstererek: “Allah Resulü az sonra misafirimiz olacak, bunun için Allah Resulünü misafir ettikten sonra çocuklarımızla ilgileniriz” dediler. Az sonra Peygamber Efendimiz eve geldi. Hazreti Cabir ve eşi, son derece teslimiyetle Peygamber Efendimiz’e yemeği ikram etti ve diğer Sahabelerle beraber oturdular.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yemeğe başlamadan önce Cebrail (a.s.) geldi ve şöyle dedi: “Ya Resulallah, Allah’ın selamı var. Yemeye başlamadan önce Hazreti Cabir’in çocuklarını çağır, hep beraber yemek yiyin.” Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, Hazreti Cabir’e: “Çocuklarını al gel” dedi.
Hazreti Cabir panikleyerek: “Ya Resulallah, onlar sonra gelip yerler” diyerek, sırf Allah Resulü’nün aşkı azalmasın, rahatsız olmasın diye büyük bir teslimiyet ve peygamber sevgisiyle O’nu yemek yemeye ikna etmeye çalıştı. Fakat Peygamber Efendimiz net bir tavır sergiledi ve çocukların getirilmesini emretti. Hazreti Cabir ve eşi ağlayarak bir örtünün içine sardıkları çocukları Peygamber Efendimiz’in huzuruna getirdi.
Cebrail (a.s.) tekrar Peygamber Efendimiz’e dönerek durumu anlattı: “Ya Resulallah, sen onların tekrar dirilmesi için dua et, ashabın da âmin desin.” Bunun üzerine Peygamber Efendimiz mübarek duasına başladı ve Sahabeler hep beraber âmin dedi. Az sonra çocuklar battaniyenin içinde birbirleriyle oynamaya, birbirlerini gıdıklamaya başladı. Bunu gören Sahabeler mutluluktan Allah’a hamd ile tespihte bulundular. Daha sonra Peygamber Efendimiz, yemeğin bereketlenmesi ve bitmemesi için dua etti. Hendek’te çalışan Sahabelerin hepsi doydu, Peygamber Efendimiz de doydu ve sofradan kalktılar.
Burada bahsedilen Hazreti Cabir’in çocuklarının ikisi de Siverek’te medfundur. Koç Ali Baba Hazretleri’nin kabri daha önceleri Siverek Kalesi’nde iken, Cumhuriyet döneminde bir sebepten ötürü taşındı. Kabri açıldığında –ki o dönem Siverek’te vali olarak bulunan Koç Ali Baba Hazretleri’nin– kalbinden aldığı yara tekrar kanamaya başladı ve cesedi çürümemişti. Dönemin Sağlık Bakanı, Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü ve Ankara’dan gelen bazı heyetler görevlendirildi. Kabir, günümüzdeki yerine taşındı. Bu büyük olay o dönemlerde büyük bir yankı uyandırdı. Rivayet odur ki, Koç Ali Baba ve Cerrah Baba dışında başka Sahabeler de Siverek’te medfundur fakat yerleri henüz tespit edilmiş değildir.
Not: Koçali Baba kurban edildiği için bu ismi almıştır. Cerrah Baba abisini kestiği için bu ismi almıştır.
Koçali baba vali olarak cerrah baba ise dini işlerden sorumlu olarak Siverek’te kalmıştır.
Burada bahsi geçen hadisi bulmak için kaynaklar:
· Buhârî, Megâzî, 29; Müslim, Eşribe, 142
· İbn Ebiddünya – Men Âşe Ba‘de’l-Mevt
· Mevlânâ Câmî – Şevâhidü’n-Nübüvve (Peygamberlik Delilleri): Eserin 91. sayfasında Mevlânâ Câmî bu mucizeyi detaylıca aktarır.
· Harputlu İshak Efendi – Asîdetü’ş-Şehde: Ünlü Kasîde-i Bürde şerhidir. Eserin 148. sayfasında Hz. Cabir'in evinde yaşanan bu olaya şerh ve örneklendirme olarak yer verilmiştir.
· Ebû Nuaym el-İsfahânî – Delâilü’n-Nübüvve
· Süleyman Çelebi – Vesîletü’n-Necât
· Erzurumlu Mustafa Darîr – Siretü’n-Nebî
· İmam-ı Rabbânî – Mektûbât
Diyarbakır Salnameleri (Resmi Devlet Yıllıkları)
Mahmut Çilenti
İlahiyatçı Araştırmacı
mahmutcilenti154@gmail.com
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.