Bir Damla Su, Bir Neslin Kaderi…
Bir Damla Su, Bir Neslin Kaderi…
Dr. Öğretim Üyesi Ömer Faruk BİLBAY yazdı, " Bir Damla Su, Bir Neslin Kaderi…é
Günümüzde su, sıradan bir ihtiyaç değil; canlı hayatının vazgeçilemez ve ikame edilemez doğal bir kaynağıdır. Bereketli ovaları yeşerten, çiftçinin emeğini ürüne dönüştüren, soframıza gelen ekmeği mümkün kılan temel güç su kaynaklarıdır. Bu nedenle su meselesi, bizim için yalnızca çevresel bir konu değil; aynı zamanda tarımın, ekonominin ve geleceğin meselesidir.
Bugün hepimiz musluğu açtığımızda suyun akacağına alışmış durumdayız. Ancak bilimsel veriler bize açıkça göstermektedir ki su kaynaklarımız sınırsız değildir. Dünyadaki suların çok büyük bir kısmı tuzlu ve kullanılamaz durumdadır. İçilebilir ve tarımda kullanılabilir tatlı su miktarı son derece sınırlıdır. Üstelik bu sınırlı kaynak, iklim değişikliği, nüfus artışı ve kirlilik nedeniyle her geçen gün daha fazla baskı altına girmektedir.
Şanlıurfa gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu bir şehirde bu baskının sonuçları çok daha ağır hissedilmektedir. Çünkü suyun büyük bölümü tarımda kullanılmaktadır. Tarlaya verilen her fazla ve plansız su, aslında geleceğimizden eksilen bir paydır. Özellikle uygun olmayan sulama yöntemleri, hem yer altı sularını hızla tüketmekte hem de toprağın verimini uzun vadede düşürmektedir.
Burada altı çizilmesi gereken çok önemli bir nokta, su tasarrufunun yalnızca yazın yapılan bir iş olmadığıdır. Asıl tasarruf, suyun bol olduğu kış aylarında yapılmalıdır. Yağmur sularının boşa akıp gitmesine izin vermemek, yer altı sularını korumak ve kışın gereksiz tüketimden kaçınmak, yazın yaşanacak kuraklığın önüne geçmenin en etkili yoludur. Bugün kışın harcadığımız her gereksiz litre su, yarın üretimde eksilen verim olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu noktada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Çocuklarımıza ne bırakacağız? Daha fazla beton, daha fazla tüketim mi; yoksa üretimin sürdüğü, toprağın hâlâ nefes alabildiği, suyun değerinin bilindiği bir doğa mı? Şunu unutmamak gerekir ki çocuklara bırakılabilecek en büyük miras para ya da mülk değildir. En büyük miras, üretimin yapılabildiği ve yaşanabilir bir çevrenin var olduğu bir gelecektir.
Elbette bu sorumluluk yalnızca vatandaşa ait değildir. Bireylerin evde ve tarlada suyu bilinçli kullanması ne kadar önemliyse, kamunun da en az o kadar sorumluluğu vardır. Tarımsal sulamada modern ve tasarruflu sistemlerin yaygınlaştırılması, çiftçilerin bilinçlendirilmesi, yer altı sularının denetim altına alınması ve atık suların yeniden kullanılmasını sağlayacak yatırımlar artık ertelenemez bir zorunluluktur. Yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar herkesin bu konuda elini taşın altına koyması gerekmektedir.
Üretimin bereketi suya bağlıdır. Su yönetimini doğru yapamazsak, tarımı da, gıdayı da, yaşamı da riske atmış oluruz. Bugün alınmayan her önlem, yarın çok daha ağır bedellerle karşımıza çıkacaktır.
Son söz olarak şunu söylemek gerekir ki,
Suyu korumak, toprağı korumaktır. Toprağı korumak ise insanlığın geleceğini korumaktır.
Dr. Öğretim Üyesi Ömer Faruk BİLBAY, Harran Üniversitesi-Kamu Yönetimi Bölümü
farukbilbay@gmail.com
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.